15 TEMMUZ ÖĞRETİLERİ
0 | | | 23-02-2017

Nebi GÜL

15 TEMMUZ ÖĞRETİLERİ

İnsanoğlu yaşadıkça öğrenir. Öğrendikleriyle de hayatını şekillendirir. Milletler de öyledir, birlikte yaşadıkça bir toplumsal hafıza oluşur. Bu hafızaya göre de geleceğini şekillendirir. Gerek bireysel olarak insan, gerekse toplumsal olarak millet yaşadığı olaylardan ders çıkarmazsa veya çıkardığı dersi değerlendirmez, uygulamaya geçirmezse özgürlüğünü kaybetmeye ve yok olup tarihin tozlu sayfalarında kaybolmaya mahkûmdur.

Bizler hem birey hem de  toplumun bir ferdi olarak kısaca Türk milleti sağcısı, solcusu, Alevisi, Sünnisi, Laz’ı, Çerkez’i, Kürd’ü,Türk’ü, açığı,kapalısı,cahili,okumuşu, zengini,fakir, yaşlısı,genci kısaca bu aziz vatanda yaşayan herkes ama herkes hafızalardan silinmeyecek koskoca bir 15 Temmuz yaşadı. Dedik ya gerek insan gerekse toplumlar yaşadıklarından bir şeyler öğrenir ve ders çıkarırlar. Peki bizler 15 Temmuzdan ne öğrendik ve ders nedir?  Bu soruya doğru cevap vermek için önce 15 Temmuzu iyi kavramamız ve anlamamız lazım gelir. 15 Temmuz Cuma gecesi saat 21:30 dan sabah 09:30’a kadar ne oldu? Bu bir kalkışma mıdır, darbe midir, ihanet midir, nedir? Cevabı çok zor olan bu soruya her vatan evladının vereceği bir cevap vardır elbet.

Biz de bir vatan evladı olarak diyoruz ki bu ülke, bu vatan pek çok kalkışma ve darbe gördü 15 Temmuz kalkışma olamaz. Darbelerin hepsi alçaklıktır, aşağılıktır. Lakin hiçbiri kendi milletini kendi meclisini bombalamadı. O halde bu darbe de değildir. İhanetin bile kendine göre kural ve kaideleri vardır. 15 Temmuz ihanetinde ötesindedir. Peki nedir 15 Temmuz? Kelimelerin, cümlelerin anlatmakta yetersiz kaldığı bu olay nedir?

Bunu yapan içimizden, ailemizden birileri aynı sofrada yemek yediğimiz, aynı safta namaza durduğumuz, fakire, yoksula veriyor diye para verdiğimiz; imanlıdır, Müslümandır deyip sırrımızı, malımızı paylaştığımız eşimiz, kardeşimiz, babamız, bacımız, dayımızdı… Masum, bebek yüzlü, başı yerde insan zannettiğimiz bu mahlûklar bir anda canavara dönüştü. Bizi bizden bildiklerimiz öldürmeye, vurmaya,  bombalamaya başladılar.  Bunu nasıl anlatsın kelimeler…

İşte şimdi öğrenmeye başlıyoruz. Öğreniyoruz ki meğer bunlar insan görünümlü robotlarmış. Bu robotları programlayan salya sümük İsrail hayranı, tasması Amerika’nın elinde olan bir Fetödur. Bu Fetö denen mahlûk 40 yıldır gizli emellerine alet etmek için insanları, İslam dinini kullanarak robotlaştırmış ve üzerimize salmıştır. Bu robotlar suçsuz mudur? Tabi ki Hayır. Allah kitabında aklınızı kullanın diyor. Kayıtsız şartsız itaatin yalnız kendisine olduğunu söylüyor. O halde en az Fetö kadar Fetöcüler de suçludur. Öğrenmeye devam ediyoruz kardeşlerim.

Müslüman uyanık olacak, her sakallının dedesi olmadığını bilecek. Birden fazla insanın kafası bir kafaya bağlı ise her söylediği ve yaptığında İslam’a zıt olsa bile bir hikmet arıyorsa, yeni Fetölerle karşı karşıyayız demektir. Önce Kuran’ı ve sünneti tanıyacağız, dinimizi merdiven altı din tüccarlarından değil, Kuran’dan öğreneceğiz.

Peki 15 Temmuz başka ne öğretti bize aslında bize bizi öğretti. Kendimizi tanımamızı sağladı. Geniş zamanda fikirsel olarak tartışsak da zor zamanda birbirimize nasıl kenetlendiğimizi öğrendik. Ölümü öldürmenin nasıl olduğunu 40 tonluk tankların, 40 kiloluk bedenlerle nasıl durdurulduğunu öğrendik. Ses hızını aşan jetlerin imanlı bileklerle, bismillah deyip atılan küçücük taşlar karşısında nasıl çaresiz kaldığını öğrendik. Ağır silahlarla tanklarla köprüyü kesen asker kıyafeti giymiş alçakların bir kadının karşısında nasıl korkuya kapıldığını, bir çarşaflı annemizin, bir açık bacımızla kamyona binip hainlerin üzerine sürmesini ve bu durumun ülkenin başbakanını gözyaşına boğmasını öğrendik. O

gece bu topraklardan sağcılık solculuk Alevilik, Sünnilik, Kürtlük, Türklük,muhafazakarlık,laiklik gibi tüm değerlerin silindiğini, tek değerin iman,vata, bayrak ve birliğimiz olduğunu öğrendik.

Allah iddiasıyla vurur adamı sözünün ne kadar doğru olduğunu öğrendik. Daha ne olduğu anlaşılmamışken insanları ve teşkilatını sokağa çağıran Ali Yalçınların varlığını, biraz sonra stüdyoyu basıp darağacına götürülme riskini göze alarak darbeye lanet okuyup diyaneti ve hocaları sela okumaya çağıran Turgay Gülerlerin varlığını öğrendik. Meclis bombalanırken milletvekillerini motive edip meclis kapılarını açık tutan Ahmet Gündoğduların varlığını öğrendik. Birde sabahı bekleyip duruma göre hareket eden, güçlünün kim olduğunu bekleyen korkakların, döneklerin, ikiyüzlülerin varlıklarını öğrendik.

Ve bir de biz kefenimizi giydik ve yola çıktık diyen dünya lideri Recep Tayyip ERDOĞAN’ın, cumhurbaşkanımızın çok samimi olduğunu, doğru söylediğini öğrendik. Tabiki inanıyorduk sözlerine  ama mutmain olma başka. O bütün dünyaya ölümü öldürdüğünü gösterdi. Lider olduğunu canı pahasına ispatladı. Bu vatanı sevdiğini, bizleri sevdiğini, sevgimize layık olduğunu en sağlam delillerle ispatladı. Dünyanın her ülkesi onun sığınma talebini kabul ederdi elbet. Ama o Allaha sığınmayı tercih etti ve uçağını İstanbul havaalanına yönlendirdi. O havaalanı ki ışıkları söndürülmüş, kule ele geçirilmiş, jetlerin alçakça alçak uçuş yaptığı bir havaalanı. Evet o imanlı bir liderdi, kaçmak ona yakışmazdı da milletinin elinden tuttu millette onun elinden,artık sarsılmaz bir kale gibi olmuştu. Tüm dünya bunu gördü. Onun için bu millete cumhurbaşkanımız üzerinden saldırıyorlar. Ona yapılacak her kötülük bu vatana millete yapılmış olacak bunu da öğrendik. Biz bir olursak bizi kimse yıkamaz, durduramaz öğrendik.

Bir de öğrettiklerimiz var dünyaya, düşmanlarımıza…

Bizim kendi aramızdaki görüş ayrılıklarımızı bize fitne olarak kullanamazsınız. Bizi birbirimize düşüremezsiniz, bizi yıkamazsınız. Çanakkale’yi hatırlayın Kurtuluş savaşını hatırlayın 15 Temmuzlar bu vatan evladına vız gelir. Artık büyük Türkiye var kabul etmek zorundasınız.

Almamız gereken ders ise…

Bizim bizden başka dostumuz yok, liderimiz milletine, milletimiz de liderine güvenerek bu yolu beraber yürüyeceğiz.

15 Temmuz ve tüm şehitlerimize Allah rahmet eylesin.

            Nebi Gül

       Erzincan Eğitim-Bir-Sen 1 No’lu Şube Başkanı

Top