EĞİTİME DAİR
0 | | | 27-09-2019

Serpil BAYGIN

Eğitime dair ne çok söyleyecek sözümüz var aslında… Okulların açıldığı şu günlerde gün geçmiyor ki ebeveynler olarak okullardan öğretmenlerden eğitim sisteminden beklentilerimiz artmasın.Öğretmenlerimizden istiyoruz,bekliyoruz yeri gelince eleştiriyoruz da oysa ki hepimiz biliyoruz ki eğitim aile de başlar. Hata yapan çocuğu öğretmen olarak yargılamadan önce anlamanın dinlemenin çok faydalı olduğunu görüyoruz. Çocuğun özeline indiğimiz zaman içerisinde bulunduğu aile ortamıyla yapmış olduğu davranışların çok da çelişmediğini farkediyoruz. Aile içi yaşantının çocuğa bütün hayatı boyunca olumlu ya da olumsuz yansıdığını bilmek en önemli noktalardan biri. “Eğitim ana dizinde başlar, her söylenilen kelime çocuğun kişiliğine konan bir tuğladır.” diyen Hosea Bacon eğitimi kısaca özetlemektedir. Eğitim deyince aklımıza okul geliyor olsa da, çocuğun hayatı boyunca alması gereken eğitimin en önemli süreci aile de alması gereken eğitimdir. Olumlu ebeveyn olmanın ilk şartı da ebeveynlerin psikolojik olarak sağlıklı olmalarından geçer. Ebeveynlerin birbirine saygısız olduğu ortamlarda büyüyen çocuktan beklentilerimiz neler olabilir ki ? Okuldan eve gelince çocuğuyla sohbet eden, okula sık sık uğrayıp çocuğuna değer verdiğini hissettiren ailenin çocukları daha mutlu oluyor. Eğitime ayrılan kaynaklar çok yüksek, okullarda ki donanımlar çoğu yerde yeterli olmasına rağmen okullara ruh ve güzellik verip yaşatabiliyorsak, eğitimci ve çocuk okuluna koşarak geliyorsa başarılı ve  verimli olabiliriz. Avrupa’nın en yüksek genç nüfusuna sahip bir ülke olarak gençlerimizi yetenekleri doğrultusunda yönlendirebiliyor muyuz? Yeri geldiğinde sistem içerisinde eleştirel bakış açılarımızı da görüş olarak dile getiriyoruz. İstemediği bir alanda eğitim görmek zorunda kalan gençleri topluma mutlu bireyler olarak kazandırmanın zor olduğunu da biliyoruz. Mutlu çocuklar öz duyarlılık farkındalıkla birlikte düşünce yönetimi ve duyguların özgün bırakılmasıyla bir bütün olarak gelişmektedir. Bunun yanı sıra amacımız sağlıklı ve mutlu bireyler yetiştirebilmekse sorgulayan ve sorgulamasına, düşüncesini ahlaki çerçevede söylemesine izin verilen bir sistemde hem manevi yönüyle hem de bilgi birikimiyle kaliteli insan inşasında başarıya ulaşabiliriz.
Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olan eğitimcilerin varlığının yanı sıra eline cep tlf ve bilgisayar verilen, saatlerce bilgisayar başında oyun oynayan, her istediğini zahmetsizce elde eden,sorumluluk vermediğimiz nesillerin artması gelecek kaygımızı da hızlandırmaktadır. Hatta ebeveynlerin elleriyle nesne tutmayı becerebilen bebeklere “sussun” diye verilen akıllı tlf ve tabletler işin vahim boyutunu ortaya koymaktadır. Değerler eğitimi her ne kadar okullarda hassasiyetle üzerinde durduğumuz bir konu olsa da bebeklikten itibaren doğru veya yanlış alınan eğitimin ergenlikte ki gençlerde değiştirilmesinin zor olduğunu da biliyoruz. Maneviyat eğitiminin çok önemli olduğu günümüzde saygı sevgi eğitimi verilirse birçok açıdan olduğu gibi emeğe, büyüğe, hakka hukuka saygının da olacağı mutlu toplum sonucunu getireceği aşikardır.
Eğitim deyince tabiri caizse herkes çocukları eleştirerek birilerine topu atıyor. Ebeveynler öğretmene sisteme, öğretmenler ebeveynlere vs. Bu konu da öz değerlendirmemizi yaptığımızda kendimizde ki eksikliklerin de farkında olmalıyız. Aile de sevgi eksikse çocuk bunu dışarı da arıyor yanlış yollara sapabiliyor. Çocuğun kendine rol model aldığı ebeveyn, çocuğa karşı davranış bozukluklarıyla birlikte argo kelimeler kullanıyorsa ilerleyen zamanlarda ebeveyn ve öğretmenlerine karşı aynı hatalı davranışları sergileyebiliyor. Çocuğunun ödevini yapan ebeveyn olarak çocuğun öğretmenine yalan söylemesini teşvik ediyor, doğruyu söyleyen çocuğu azarladığımızda yalana yönlendiriyoruz. Evde okulda sınıfta haksızlıklar karşısında konuşana ceza veriliyorsa, olumlu davranışlar ve çalışmalar karşısında ödüllendireceğiz deyip te ödüllendirilmeyen çocuklardan neler bekleyebiliriz. Seçeceği mesleğine kadar kendi istediği gibi değil de olmasını istediğimiz gibi belli kalıplar içerisine sokarak mutsuzluğuna katkı sağlıyoruz. Tüm bunların yanı sıra çevremizde yaşadıklarımız ya da yaşatılanlara şahit olunmasının çocuğun üzerinde olumsuz etkileri çok büyük oluyor. Akraba ve komşulara karşı güvensizlik, içki sofralarına oturtulan çocuklar, hayvanlara yapılan eziyetler, doğaya atılan çöpler, öğretmenine yapılan haksızlıklara şahit olunması gibi sayılabilecek birçok etken kişilik oluşumunda olumlu veya olumsuz etkiler yaratıyor.
Eğitim adına söylenecek o kadar çok şey var ki ne kadar anlatsak da yine de yetmiyor. Tüm bunların içerisinde sistemin getirdiklerini ya da götürdüklerini, eğitim ortamlarında olumsuz insan ilişkilerini ele almazsak eğer, eğitimci olarak güzel yüreklerde karşılıksız dinleyen kıymetlidir, karşılıksız anlatan özeldir. Yaşam okulu içerisinde bilmiyorlar ki eğitim adına ne çok şey yaşıyoruz , ne kadar da hevesliyiz işin ehlini dinlemeye.Ne anlatan var, ne dinleyen oysa ki !

 

                                                                                                                                               Serpil BAYGIN

                                                                                                                                        Moda Tasarım Tekn. Öğrt.

Top